...

İlişkilerde Kaygı

İlişkilerde Kaygı

İlişkilerde Ayrılamamak: Açık Kapıların Ardındaki Kaygı
Sürekli birisiyle temasta kalmaya çalışmak, çoğu zaman çok sevmekten gelmez.
Bazen bu, derinlerden gelen bir kaygının sessiz bir yansımasıdır.
Birine tekrar tekrar dönmek, ilişkiyi tamamen bitiremeyip arada kalmak…
Bunlar çoğu zaman bir “bağlanma örüntüsünün” izlerini taşır.
Kimi zaman kapıyı nasıl kapatacağını bilemez insan.
Kimi zaman da kapattığında yeniden açamayacağına dair bir güvensizlik hisseder.
Bu yüzden ilişki tam olarak bitmez.
Kapı aralık kalır.
Ve o aralık, zihni sürekli meşgul eder.
Açık Kapılar Neyi Besler?
Eğer bir ilişkiye kapıyı tam kapatmıyorsan, aslında onu “şu anda” tutmaya çalışıyor olabilirsin.
Zihninde şu sorular dolaşır:
“Ben gidersem ne hisseder?”
“İlişki biterse kime, nasıl güveneceğim?”
“Onca emek gerçekten bu kadar mı değersiz?”
Bu soruların her biri, ilişkiden çok daha fazlasını anlatır.
Bunlar, kişinin kendi iç dünyasına dair kaygılarını yansıtır.
Çünkü insan çoğu zaman bitirdiğini değil,
yarım bıraktığını taşır.
Ayrılamamak Her Zaman Sevgi Değildir
İlişkiyi sürdürememek ama bitirememek…
Bu ikili durum, çoğu zaman görünmeyen bir inanca dayanır:
“Ben ilgimi başka alanlara verirsem, bu ilişkide yetersiz olurum.”
Bu düşünce genellikle fark edilmez.
Ama kişinin hem kendine hem ilişkiye alan açmasını zorlaştırır.
Kişi ilişkiye tutundukça kendini güvende hisseder,
ama aynı zamanda sıkışır.
Ayrışmak Ne Anlama Gelir?
Ayrışmak, sandığımız gibi “tamamen kopmak” değildir.
Ayrışmak;
ihtimali yok etmek değil,
o ihtimale bağımlı olmaktan özgürleşmektir.
Bir ilişkiyi bitirmek, o kişiyi silmek değil;
o ilişki içindeki “kendilik halini” yeniden görmeye cesaret edebilmektir.
Çünkü her bitişten sonra, küçük bir boşluk oluşur.
Ve o boşlukta insan, kendisiyle yeniden karşılaşır.
Bu bazen zorlayıcıdır.
Ama aynı zamanda dönüştürücüdür.
Kendine Dönebilmek
İlişkilerde en zor şeylerden biri şudur:
Kapıyı tamamen kilitlemek değil,
onu “şu an için kapatabilmek.”
Bu, geleceği reddetmek değildir.
Bu, bugünü sahiplenmektir.
Kendine şu soruyu sorabilmek:
“Ben bu ilişkide kimdim ve şimdi kim olmak istiyorum?”
İşte ayrışma, tam da burada başlar.
Son Söz: Temasın Tüm Renklerine İzin Vermek
Ayrışabilmek; bağ kurmayı reddetmek değil,
bağın içinde kendini kaybetmemeyi öğrenmektir.
Bu noktada Gestalt yaklaşımının o net ama özgürleştirici sözleri akla gelir:
Ben ben’im ve sen de sensin.
Ben bu dünyada senin beklentilerini karşılamak için var değilim,
sen de benim beklentilerimi karşılamak için değilsin.
Eğer birbirimizi bulursak, bu çok güzel.
Bulamazsak, buna yapılacak bir şey yok.
Eğer buraya kadar okuduysan, belki de sen de şu sorunun içindesin:
“Ben neden ayrılamıyorum?”
Bu sorunun cevabı çoğu zaman ilişkide değil,
ilişki içindeki kendinle kurduğun bağda saklıdır.

Seraphinite AcceleratorOptimized by Seraphinite Accelerator
Turns on site high speed to be attractive for people and search engines.